|
|
SHAKESPEARE’İN DEHASI... Vecdi Erbay - 19.01.2004 - Özgür GündemPdf versiyonu için tıklayınız... İTÜ Mezunlar Tiyatrosu, Shakespeare ve Can Yücel gibi iki dev sanatçının buluştuğu “Bahar Noktası” adlı oyunla tiyatro seyircisinin karşısına çıkıyor. Tiyatronun ne olduğunu bilen herkes William Shakespeare adına aşinadır. Kuşkusuz şiirle bir şekilde ilişkide olanlar da Can Yücel adına… Birbirinden oldukça farklı bu iki sanatçı, bir sanat yapıtında bir araya gelirse ne olur? İşte bu sorunun cevabını, İstanbul Teknik Üniversitesi Mezunlar Tiyatrosu her Çarşamba günü Ortaköy Afife Jale Sahnesi’nde Bahar Noktası ile veriyor. İTÜ Mezunlar Tiyatrosu oyuncuları bütün zorlukları aşarak, 2000 yılında Moliere’in Zoraki Hekim adlı oyununu sahneliyorlar. Bu sırada topluluğun adı henüz İTÜ Mezunlar Tiyatrosu Girişimi’dir. Topluluk, 2002 yılında İTÜ Mezunlar Tiyatrosu adını alarak Dario Fo – Franca Rame’nin “Açık Aile” ve Seyyar Sahne ile birlikte Moliere’in “Gülünç Kibarlar” adlı oyunlarını sahneledi. İTÜ Mezunlar Tiyatrosu, 2003 yılından bu yana ise William Shakespeare’in “A Midsummer Night’s Dream” adlı oyununu, Can Yücel’in “Bahar Noktası” çevirisi ve Özgür Akarsu, Senem Donatan, Celal Mordeniz reji grubuyla sahneliyor. Oyunun konusunu, istesem de uzun uzun anlatamayacağım. Ama hem oyunu bilmeyenler için bir ön bilgi olsun diye oyunun konusunu kısaca şöyle özetleyebilirim: Aşık olma halini yaşayan, ve elbette aşkla ilgili değişik düşünceleri sorgulayan üç farklı grup var oyunda. Sosyal konumlar da birbirinden oldukça farklı olan bu üç grubu bir araya getiren de yine aşk oluyor. Atina Dükü Tezeus ile Amazonlar Kraliçesi İpolita ve birbirleriyle çekişirken, öte yandan onlardan evlenmek için izin isteyen dört kişi; cinler padişahı Babaron ile periler sultanı Müzeyyen ve diğer grubu temsil eden Öreke ve arkadaşları… Bu üç grup, farklı nedenlerle bir gece koruda karşılaşırlar. Birbirini izleyen yanlışlar sonucunda oyunun/karakterlerin kaderi de birden değişir ve kimsenin düşünemediği bir süreç başlar. Sözü burada Can Yücel’e bırakmalı: “Adeta bütün görenekler silinmiş, daha doğrusu içgüdülerimizin karşısına diktiğimiz geleneksel sınırlar kalkmış, adeta ‘Freudiyen’ bir değişim gerçekleşmiş, insanoğlu doğayla ve kendi doğasıyla baş başa kalmıştır.” Koruda durum böyle karmaşık bir hal alınca, cinler ve periler koruda buluşan insanların hayatında cirit atmaya başlayınca, aşkla ilgili bütün toplumsal değer yargıları da sarsılır. Yerleri değişen karakterler, kendileriyle ve toplumsal değer yargılarıyla çatışmaya başlar. Ama sonunda, bütün taşlar yerinden oynamışken, her şey yerli yerine oturtulur ve evlilik kurumu yeniden saygın konumuna kavuşur. Koruda buluşan herkes, bir yaz gecesi yaşadıklarının bir rüya olduğunu kabul etmek zorundadır. Zaten yaşadıklarını ya da rüyalarını, (kabuslarını değil) anlatacak olsalar da kimse inanmayacaktır onlara. Doğada, kendi doğalarıyla birlikte, aslında en yalın haliyle aşkla da yüzleşmişlerdir. Gün doğarken, hayatın kendilerine biçtiği rolleri oynamak için,biraz buruk, ama toplumsal düzenin sürekliliği için “gerçek” hayata dönerler. Yalancı, kurnaz ve teslim olmuşlardır artık… İTÜ Mezunlar Tiyatrosu oyuncuları, “doğayla ve kendi doğallarıyla baş başa kalan” karakterleri başarıyla canlandırıyorlar sahnede. Replikleri yokken bile sahnede kalarak dekor oluşturma rolünü üstlenmeleri; “herkes her karakteri oynayabilir” düşüncesiyle cinsiyet kavramını sahneden kaldırmaları; William Shakespeare’in ruhuna, Can Yücel’in argosuna vakıf olmalarıyla İTÜ Mezunlar Tiyatrosu oyuncuları sahnede göz dolduruyorlar. Dekorların sahnedeki konumlanışı ve oyuncuların müzik efektleri de, yerli yerinde. William Shakespeare ve Can Yücel’i bir araya getiren “Bahar Noktası” iki perde olarak sahneleniyor. İkinci perde de çok güleceğinizi haber verebilirim… Eh, bu da az başarı değil herhalde… |