Büyüt Küçült

8. Diyarbakır Kültür ve Sanat Festivali Atölye Çalışması Katı1ımcı Yazıları, Mayıs 2008

(Aşağıdaki yazılar Seyyar Sahne'nin 8.Diyarbakır Kültür ve Sanat Festivali kapsamında düzenlediği "Hareket Makamı" başlıklı 6 günlük atölye çalışmasının son gününde katılımcılar tarafından kaleme alınmıştır.)  

Atölye sonu değerlendirme toplantısı
 
Hareket Makamı üzerine çalışma

 

FARKINDALIK

Ruhumun bir tarafında tiyatro özlemi hep vardı. Ortaokul çağlarında izleyici olarak tanıştım tiyatroyla. Yaşadığım şehirde konservatuar olmayışı profesyonel olarak bu mesleğe atılamamanın en büyük engelini teşkil etti – tabii ailem ne düşünürdü onu hiç bilemeyeceğim. İçinde bulunduğumuz ülke itibariyle bir meslekle profesyonel olarak ilgilenmiyorsan – ondan gelir elde edemiyorsan – hobi olarak uğraşman bayağı bir zor oluyor. Ve zamanla sahip olduğun amatör ruhunu da kaybediyorsu.

Daha önce belediyenin hiçbir faaliyetine katılmadım. Bir belediyenin siyasetle bu kadar iç içe olması bana göre doğru bir şey değildi. Ama uzun süreli kurslara katılmama engel olan mantığın bu atölyede amatör ruhuna yenik düştü. Çok hasta olduğumda bile sevk almaya direnirken beş günlük rapor aldığıma hala inanamıyorum.

Atölyede geçen ilk günümde; yaklaşık bir buçuk yıldır gönüllü olarak hiçbir sosyal ortama katılmadığımı fark ettim. Tiyatro olması bir yana insanların sosyal ortamlarda kendilerinin farkına varmaları bu birlikteliğin ilk faydası. Grup bilinci, hareket bütünlüğünün kavranması, çevresel farkındalık, vücudu tanıma ve eksikliklerini fark edebilme ve ses tekniklerini tanıma benim için gözle görülen faydaları oldu. Bunun haricinde ilerleyen zamanlarda farkına varacağım, ruhuma ve vücuduma yerleşip de hiçbir zaman fark edemeyeceğim faydaları olduğuna da inanamıyorum.
Seneye görüşmek dileğiyle.
Teşekkürler

Serap KOŞAN

 

Her yıl olduğu gibi yine bu yıl da Belediye’in tiyatro çalışmalarını kaçırmıştım. Ta ki, bir sokak ilanında Atölye çalışması olduğunu görünceye dek. İnanılmaz bir heyecan ve ilk defa GEÇ KALMAMIŞLIK duygusuyla koşup geldim ve kaydımı yaptırdım. Birkaç gün sonra “Yarın hazırlıklı gelin. Terleyeceğiz” diye bir telefon. Ve ertesi gün. Atölyenin başlangıcı. Hakikaten terleticiymiş. Uzun zamandır kendimi yazılı ya da sözlü bir biçimden ziyade mimik, ses, ritim ile ifade etmediğimi anımsadım. (Çocukluktan sonra bunu pek yapmadığımı itiraf etmek zorundayım.)

Hareketlerin dünyayı yönettiğinin farkına varmak güzeldi.
Yavaş bakmayı ve hızlı baktığımda bir karmaşa duygusu hissettiğimi öğrendim. Kendimde bulunduğu halde, hiç kullanmadığım ya da fark etmediğim yönlerimle yeniden tanışmak güzeldi.
Sinirlendiğim zamanlar dışında hiç bağırmamıştım mesela.
Sesimin, bir gün karnımdan alacağım bir nefesle çıkacağının (ve bunun düzgün olacağının da) farkına varmak – zaman zaman kahkahalara boğsa da beni – güzeldi.
Farklı insanlar, farklı dokular, farklı ifade ediş teknikleri. Çeşitlik. Bedeninin farkına varma ve hükmetme.
Tabii zaman zaman fiyaskoyla sonuçlandığı da oldu: Sık sık nefes aldığımda başımın döndüğünü, düşecek gibi olduğumu hissetmek gibi.
Çocukken yakalayıp hapsettiğim kelebeklerin ne hissettiğini anlayamadığım halde kelebek olduğum o dönemden sonra hiç kelebek olmamıştım mesela.
Ve bu bana saçma da gelmedi aslında.
Daha önce (ilkokuldaki piyeslerimizi – ki berbatmışlar – saymazsak) hiçbir çalışmaya dahil olmamıştım.
Ama daha şimdiden, kendimi yine orada izlemeyi, görmeyi istiyorum. Her defasında başka her şey olmak, bunu hissetmek ve başarabilmek.
Kendimden sıyrılabilmeyi, sadece bakmayı, sonra onu başka bir ruh katıp her defasında yeniden bakmayı… Ellerimi… yere yakın ya da uzak duruyorum. Vesaire.
Bu çalışmada repliklerden, cümlelerden öte, bedenimi yönetmeyi, ona hakim olarak her şeyi başarabileceğimi öğrendim. ( Her ne kadar 10 dakika çalışmam, beşer dakika ara versem de)
Belimi incitmiştim ve bir kırığım vardı. Ama o kadar istiyordum ki tiyatroyu, bazen tekrarlayabileceğini bile bile durdum orada.
Acıdan kıvrandığım zamanlarda, acıyan yanıma değil de, orada olamadığıma üzüldüğümü hissettiğimde peşini bırakamayacağımı anladım.
Mutlu oldum birkaç günde.
Kendimi kendim ve başkası olarak, tek veya farklı şekillerde ifade etmek.
Her şey çok güzeldi.
Bir ışık varsa eğer (ki umarım vardır. Yoksa yanımdakiler için bir işkence olmalı) peşinden gideceğimi biliyorum.
Bugün bitecek. Tahmini kalan süre 20dk.
Ama umarım bir gün tekrar buluşuruz. Sahne’de.
Emeğiniz, sabrınız, verdikleriniz için teşekkürler.


Makber ÇETİNKAYA

 

Tiyatroya olan ilgimin azalabileceği bir dönemde denk gelmesi atölyenin benim için büyük bir şans oldu. Aslında tam olarak ilgi demek yetersiz olur. Şevkimi kıracaklardı neredeyse diyeyim. Ama olmadı o yüzden çok mutluyum ve yapılan çalışmalar sonrasında kendimi arınmış gibi hissediyorum.
Çalışmaların uygulama şeklinde olması anlaşılması bakımından benim için çok önemliydi. Çünkü ben daha önce aynı şeyleri duydum. Aynı şey derken bu çalışmalarda farkına vara vara birçok şeyi aldım. Aldığım bu şeyler bana bu işin hocaları yani eğitmenleri tarafından söylenmişti ama bende bu kadar etki yaratmamıştı. Benim için sahnede olmak çok farklı bir şey ama sahnede olup konuşmamayı yani ses dışında vücut diliyle anlaşmanın mümkün olduğunu, yani evet mümkün de ama neyi anlatmak istediğini iyi bilmek şartıyla.
Yaptığımız davranışların nedenlerini sormak, neden yaptığını bilmek ya da neden yapmamak; bunu tekrar anlamak güzel.
Isınma hareketlerinde titreme ile başlama benim yeni öğrendiğim bir yöntem. Yavaş yavaş onun bütün bedene yayılması bir süre sonra bedeni kontrol edememe, bedenin ihtiyaç duyduğu yerlerin ısınmasını hissetme ve oraya yönelme beraberinde vücudu tanıma ve hissetmeyi getiriyor.
Başvuru formuna atölyenin bana yeni şeyler katması dileğiyle yazmıştım. Evet, beni yanıltarak umduğumdan fazlasını verdiği için teşekkür ediyorum onlara. Bu saatten sonra “onlara” demek istemiyorum. Erdem ŞENOCAK ve Celal MORDENİZ’e.


Zeycan UÇAR

 

Atölye Çalışması

Atölye çalışması insanı rahatlatan, kendisine öz güven getiren bu öz güvenle sosyal faaliyetlerle insanlar kolaylıkla güvenle karşılaşabilir ve artı nefes alış verişlerin daha iyi alıp vermesi yani bir bir insan doktora gidip ilaçla rahat oluyorsa, bu atölye çalışması da bir nevi doktor gibi hava ilacı, beden ilacı. Yani tüm organların çalışmasını sağlayan meslek dalından biri. Aslında bir de bunlarla beraber doğayı, ormanı, tüm hayvanları tanıma, seslerini tanıma, renklerini, bakışlarını tanıma; tembel insanlar için de sinema, sahne hareketlerine fayda getiren bir çalışmadır.
Hız, hareket atölye çalışmasıdır. Bunlara hep katılalım çünkü insanların özel yaşantılarından biri ilaç gibi daha sağlıklı düşünmeni sağlar. Evet hayal gücünü daha çok arttırır.


Gülbahar KARACAN

 

Araştırma ve Alıştırma

Bedeni tanımlama ve tanıma oyunculuğun ilk, sürekli ve en temel ilkesi olsa gerek. Bu çalışmaları ilk iki günde yapmamız hem grubun saf hale gelmesine hem de grubun sabretmeyi (beden çalışmalarının uzun, yorucu ve tekrarlılığı) öğrenmesinde (bir nevi alışkanlık) yararlı oldu.
Bence bu altı günlük çalışmanın en önemli cümlesi (fikri): “İnsan bedeni birtakım alışkanlık haline getirdiği fiziksel biçimi, formu onun karakterini ve yaşam biçimini şekillendirir.” Örneğin “içe dönük” birinin “dışa açık” olan birinden daha fazla yalnız kalmazı (yalnızlaşması)
Bu atölyede tiyatro yapmayacak arkadaşlarımızın da bu çalışmalara katılması, görmesi, uygulaması ve en önemlisi devam etmeleri beden çalışmalarının “sadece sahnede işe yarar” yorumunu dışlamış oldu. Yani yaşam biçimimizi etkilemiş oldu.
Kodlama
Bu çalışma daha çok sahne çalışması olarak çalışıldı. İçine beden çalışmalarını da ekleyerek devam edildi.
Sahne çalışırken birtakım hareketlerimizin nereye varacağını bilmediğimiz için bazen kendimizin farkında olmayız. Bir harekete kodlama (seviye) vermemiz o hareketin en düşük ve en yükseğini tespit etmemiz açısından iyi oldu.
Ayrıca bir durum ya da hareketi ne kadar çok çeşitleyebileceğimizi gördük.
Bu çalışmanın ardından koreografi çalışmasında gördük ki kodlama aynı zamanda ortak dil haline gelmiş. Bu çalışma bir tiyatro grubuna pratik çalışmada zaman kazandırır.


Yavuz AKKUZU

 

Tiyatro Atölyesi hakkında öncelikle söylemek istediğim konu şu: benim için böyle bir grupta oynamak gerçekten çok harika bir duyguydu. İlk başlarda kendime pek güvenemiyordum. Yaptığımız ısınma hareketlerinde, ses değişkenlerinde vb. hareketler bana çok ilginç geliyordu. Ama daha sonra birkaç çalışmadan sonra severek ve daha iyi şekilde yapacağıma inandım.
Yaptığımız provalarda kasıldığım anlar olmadı değil ki oldu bu zaman zaman. Ama ben yine de kendimi sanki seyirci karşısındaymışım gibi rolüme kaptırarak oynadığımı düşündüm. İlk yaptığımız çalışmadan sonuna kadar nasıl bir değişimin nasıl olduğunun farkına vardım. Böyle bir atölyede görev almak benim için inanılmaz derecede zevkliydi. Her ne kadar yorucu olsa da yine de güzeldi. Bu tür çalışmaların devam etmesini bütün yüreğimle isterim. Ve olması da biz gençlerin bu çalışmalara katılması gençlerimiz açısından çok olumlu olabileceği kanısındayım.
Bu arada hocalarımızın ne kadar az bir zamanda olsa bile o süre zarfında benim açımdan bizlere ne kadar çok zor olsa da birçok şeyi kavrattığını anladım. Son olarak da böyle bir atölyede çalışmak benim açımdan inanılmaz bir duygu yaşadım ve bu tür atölyeler olursa seve seve katılacağımı bildirmek isterim.
Sonsuz teşekkürlerimi sunarım.


Savaş ÇİÇEK

 

Tiyatroyla ilişkim birkaç yıl öncesine dayanıyor. Üniversitede öğrenci derneğinde tiyatro grubuyla başldı. 2007 Ekim ayında şehir tiyatrosu bir tiyatro atölyesi açtı. Yaklaşık 4-5 ay süren bir atölyeydi. Bu atölye sürecinde açıkçası tiyatronun ne olduğunu değil ne olmadığını öğrendim.
Büyükşehir Belediyesi’nin gelenekselleşen Kültür Sanat Festivali’nde tiyatro atölyeleri her yıl açılıyordu. Bu yıl ilk defa katıldım. Özgül koşullarımdan kaynaklı tam olarak katılım sağlayamadım. Geldiğim 3 günde çok şey kazandığıma inanamıyorum. Oyunculukta karaktere hazırlanırken oyuncu kendini tanımıyorsa, bedenini tanımıyorsa o karakteri canlandırmada çok zorlanır. Şehir tiyatrosunun kursunda buna yönelik çalışmalar yapıyorduk ama sizinle yaptığımız bu çalışmalardan sonra onların bu anlamda çok kısır kaldığını gördüm. Atölye sürecindeki disipline, işinizi ciddiye almanıza hayran kaldım. Derslerin verimli geçmesini sağladı. Birçok şey şu an kafama yerleşti ve bunların burada kalmayacağını bundan sonraki çalışmalarda işime çok yarayacağını söyleyebilirim. Özellikle bugünkü çalışma konsantrasyon açısından, arkadaşını takip etme yönünden çok işime yaradı.
Tiyatronun bir sınırı yok. Bütün yaşamımızda karşımıza çıkan ne varsa tiyatro bunu kapsıyor. Birçok sanat dalını tiyatro içermektedir. Resim, müzik, heykel, dans. Yaşamımda bundan sonra kendimi tiyatroyla ifade edeceğimi, artık yaşamımı anlamlaştıranın tiyatro olduğunu birkaç yıldır anladım. Tiyatro yapmak için tüm şartları zorlayacağım. Sizinle tanıştığıma memnun oldum. Bu çalışmamız festivalle sınırlı kalmasın, uygun şartlarda, geniş bir zamanda tekrar sizinle çalışmak isterim. Çok teşekkürler.


Sena ÖZBEY

 

İlk gün katılamadım. Daha önceki çalışmalarınızdan farklı bir çalışma. Vücudun tamamını hissettiren daha çok vurgulayan, merkezleyen, hareketi, duyguyu birbirinden geçiren, hareketlerin duyguların melodileştirilmesi. Nefes alışverişinin sadece diyaframda doğru olduğunu bilirdim. Çalışmayı yazıya dökemeyeceğim.
Teşekkürler.


Leyla BATGİ

 

 

Atölye çalışmasına başvuru yaptığımda bu çalışmanın altı gün değil de daha uzun bir süre olacağını düşünüyordum. Ancak bu anlamda beklediğim gibi olmadı; çünkü süre ne kadar uzun olursa yapılan ve öğrenilen şeyler de bir o kadar fazla olur. Fakat sürenin kısıtlı olmasına rağmen çok dolu ve verimli çalışıldığına inanıyor, yani gereksiz konuşmalara ve tartışmalara yer verilmede bize ayrılan süreyi hocalarımızın eşliğinde en iyi şekilde değerlendirdiğimize inanıyorum. Daha önce yedi aylık bir süre içinde bir tiyatro oyunu çalışma fırsatı bulmuştum; fakat orada sadece tekst üzerine çalıştık, replikleri ezberledik. Tüm yedi aylık süre oyunu sahneye koymamızla sonuçlandı. İlk defa vücut ve ses çalışmalarını gelmiş olduğum altı günlük tiyatro atölyesi çalışmasında gördüm ve biraz da olsa çalışma fırsatı buldum.
Tabii bu tip çalışmalar hiçbir zaman yeterli değildir; fakat bireyin üzerinde çalıştığı ve ilgi alanı olan çalışma için bence çok ciddi ufuk açıcı ve aynı zamanda bireyin hayallerine mum tutucu; her şeyden önemlisi birey kendisine bu çalışmalar esnasında bir rehberlik fırsatı bulur.  Zaten önemli olan da her alanda olduğu gibi eğitimcinin öğrenciye bire bir bildiklerini öğretmesi değildir. Nasıl öğrenebileceği konusunda kendisine rehberlik etmesi, bilgiye nasıl ulaşacağı konusunda bir yol gösterici olması, çalışılan konuyu çekici ve cazip hale getirmektir. Atölyede de şunu öğrendim gelen tiyatro eğitmenleri bize bu konuda sadece ipin ucunu vererek ön ayak oldular, ipin sonunu getirmek bize kalmıştır.
Ayrıca hemen hemen birçok alanda olduğu gibi, tiyatro alanında da pratik ile teorinin birlikte başa baş yürütülerek yapılan çalışmanın temellerinin daha sağlam olacağına inanıyorum. Çünkü teori +pratik = ürün. Bu konuda da Erdem Hocamız bize eşitli kaynaklar önerdi. Ayrıca bir şeyin köklü, sağlam ve kalıcı olabilmesi devamlılığına bağlıdır. Bu tip atölye çalışmaları sadece festivalle sınırlı kalmamalı çünkü ancak sık aralıklarla yapılma fırsatı bulunulursa daha kalıcı şeyler ortaya çıkabilir. Son olarak şu kısıtlı süre içerisinde tiyatro anlamında yeni bir heyecan kazandığıma inanıyorum. Gelen eğitmenlere teşekkür ediyorum, bilgi ve tecrübelerini bir nebze de olsa bizimle paylaştıkları için.


Hasret MIZRAK


Diyarbakır turnesi fotoğrafları