Büyüt Küçült

İTÜ MT 2. Kuşak Katılım Toplantısı- Özgür Akarsu - 9.06.2002



Bu yazı İTÜ Sahnesi'nden ayrı bir tiyatro faaliyeti yürütme eğiliminde olan, benim de içinde bulunduğum 2. kuşak mezunlar toplantısına dair gündem önerilerimi özetlemek için yazılmıştır:
1.Başlamayı düşündüğümüz sahne, oyunculuk ve okuma çalışmaları : Bundan önceki toplantımızda sahne ve oyunculuk çalışmalarına yönelik olarak oyun okumaları yapılması gerektiği konusunda aldığımız kararın netleştirilmesi ve artık çalışma önerilerinin şekillendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çeşitli sohbetlerden edindiğim izlenim (benim de paylaştığım) bir grup olabilmek için biran önce bir oyun çıkartma hedefine sahip olmamamız yönündeydi. Oyunculuk pratiğine, sahnelemeye ve kurgu oluşturmaya yönelik olarak -sahne çalışmaları temelli olmak üzere- bir tartışma-araştırma faaliyeti içerisine girmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bu tartışmanın başlıkları neler olabilir dediğimde ise Arturo Ui süreci önemli ipuçlan vermektedir.
Grupça yaşadığımız kanımca en önemli sorun dramaturji yapma konusundaki eksikliğimiz ve yapılan dramaturjiyi sahneye aktarma konusundaki yetkinsizliğimiz-beceriksizliğimizdi. Kâğıt üzerinde kulağa hoş gelen bir kurgunun sahneye aktarılamamasının nedenleri konusundaki görüşlerim kısaca:
1. Oluşturulan kurgunun genci yapısındaki temci yanlışları göremememiz ( Kurgunun Arturo Ui metninin kaldıramayacağı kadar çok, güncel politik kaygılardan kaynaklanan tartışmayla dolu olması) 2. Kurgunun içindeki dramaturjik açıdan gedik noktalara ve basit sorulara ne sahne üzerinde ne de reji çalışmalarında pratik cevaplar veremememiz (Gangster havasından vazgeçilmesi bir yandan da yerine bir şey konamaması, Ui ve adamlarının kim olduklarına ve aralarındaki ilişkilere dair net yanıtların bulunamaması, göçmen olgusunun sahne üzerine dahil edilememesi ancak bir yandan da atılmaması...)
3. Sahne üzerinde yapılan çalışmaların yaratıcı bir faaliyet alanına çevrilememesi. (Bu maddenin tiyatro için olmazsa olmaz olduğunu düşünüyorum. Tek başına bunu bile hayata geçirebilsck çıkış yapma şansımız olabilirdi.)
Bu maddelerin sayısı arttırılabilir -arttırılması da gerekiyor- ancak benim bu yazıdaki niyetim İTÜ Sahnesi sene değerlendirme toplantısında sınırlı bir şekilde girdiğimiz oyun süreci değerlendirme tartışmasını daha yoğun bir şekilde tartışmak üzere tekrar açmak ve bundan sonraki dönemde yapacağımız çalışmaları belirlerken bir yol gösteren olmasını sağlamak.
Yaşadığımız sürecin bizi metin-sahne-dramaturji arasındaki ilişkileri tekrar düşünmeye zorladığını düşünüyorum. Ki bu sürecin tek başına masabaşı tartışmalarında formülüze edilebilecek bir tartışma olduğunu sanmıyorum. Bu soruların cevaplarım kesinlikle sahne üzerinde yaptığımız çalışmaları yaratıcı bir faaliyet alanına çevirebildiğimiz takdirde bulma ihtimalimiz doğacaktır.
2. Dergi projesi:
İTÜ Sahnesi'nde geçen yaz gündeme gelen ancak tamamlanamayan dergi projesi bundan önceki toplantımızda sınırlı olarak gündeme gelmiş ve fazla üzerinde durmadığımız bir gündem maddesi olmuştu. Bu konudaki görüşüm dergi projesinin ağırlıklı olarak bu kadronun sorumluluğunda ilerlemesi gerektiği yönündedir. Hatta bu kadronun ortaya koyacağı ilk projenin üzerinde çok konuştuğumuz ancak Arturo Ui sürecinin yoğunlaşmasından itibaren bir köşeye attığımız dergiyi çıkartmak olması gerektiğini düşünüyorum.
Şu ana kadar tamamlanan yazılar :
• Woyzeck röportajı
• Semah çalışması röportajı
• 'Dürrenmatt’da Anti-kahraman olgusu' yazısı
• Müfettiş süreç değerlendirmesi
• Babil ve Büyük Romulus süreç değerlendirme yazıları
• 'Dilin Trajedisi' Ionesco çevirisi
• Brecht seminer notları
• Piscator seminer notlan
Yarım kalan yazılar:
• 'Yolculuk' süreç değerlendirme yazısı
• İTÜ Sahnesi eğitim ve oyunculuk çalışmaları üzerine değerlendirme yazısı
• "Zoraki Hekim' süreç değerlendirmesi
• Woyzeck çevirisi*
• Dürrenmatt çevirisi
• 'Kel Şarkıcı' süreç değerlendirmesi*
• Gogol çevirisi*
( *'lı yazılar şu ana kadar benim elime ulaşmadı, o yüzden ne durumda olduğunu bilmiyorum.)
4. İTÜ Sahnesi ile ilişkiler: Bu konuda bizim evde yapılan son tartışmalar aslında halen çoğumuzda yoğun bir kafa karışıklığının olduğunu göstermişti. Erdem'le Sinan'ın aslında yarı İTÜ Sahneli yan mezunlar grubundan olduğunu söyleyerek, onun üzerinden ilişki kurma düşüncesi bence kesinlikle doğrudur. Ancak bundan sonraki süreçlerde bu konuyu tekrar tekrar tartışmak zorunda kalacağımızı talimin ediyorum. Benim şu anda ki öngörüm Erdem'le Sinan'ın yalnız kalmaları tehlikesi ile ilgilidir. Bu noktada mezunlar grubundan herkesin gündeminde İTÜ Sahnesi'nin aynı derecede yoğun bir yer teşkil etmesi yanlış olur ancak daha fazla sorumluluk almaya hazır birilerinin çıkması gerektiğini düşünüyorum.
5. Eski İTÜ MT ile ilişkiler : Eski İTÜ MT'lilerle kurulacak ilişkilerin nasıl olacağı grubu devam ettirip ettirmeme kararlarına bağlı olarak değişeceğini düşünüyorum. Eğer grubu devam ettirme karan alırlarsa en kısa zamanda bir ortak toplantı yapılması gerekmektedir. Biraz erken görünse bile artık aramızda mezunlar derneği ile ya da Eşref Bey'le ilişki kuracak olanların belirlenmesi gerekmektedir.